BÜNYAN TİCARET ODASI 2018 YILI TARIM SEKTÖREL PİYASA ARAŞTIRMASI






BÜNYAN  TİCARET  ODASI

 

TARIM SEKTÖRÜ PİYASA ARAŞTIRMASI

 

1.TARIM SEKTÖRÜNÜN BÜNYAN EKEONOMİSİNDEKİ YERİ

1.1.Temel Göstergeler ve Tarımın Payı

 

Türkiye genel olarak dağlık bir arazi yapısına sahiptir . Türkiye’de arazilerin %55,9’u 1000 m’nin üstünde yükseltiye ve %%62.5’i %15’ten daha fazla eğitime sahiptir . Hakim rüzgarların ve bunların getirdiği deniz etkisinin altında olsa da kuzeydeki ve günyedeki sıradağlar nedeniyle Türkiye’nin iklim özellikleri ile yeryüzü şekli özellikleri arasında sıkı bir bağ vardır . Türkiye’nin arazi yapısı ile buna bağlı olarak değişen iklim özellikleri farklı cografi bölgelerin , bunların içinde de mikro klimaların oluşumunu mümkün kılmıştır . Türkiye’de toplam arazinin %24,i I+II+II.sınıf topraklardan oluşmaktadır .Bu kaliteli üç sınıf toprak içinde tarım topraklarının payı ,%90’dır . Türkiye’nin 77.9 milyon hektar olan toprak varlığının 26.3 milyon hektarını tarım arazileri oluşturmaktadır .Türkiye’de özel mülkiyete dayalı küçük aile işletmelerinin hakim olduğu bir tarımsal yapı mevcuttur . İşlenen arazilerdeki genişlemeyle birlikte , işletme sayısı da artmış ve ortalama işletme arazisi 60 dekar civarına yükselmiştir . Özellikle miras ve arazi hukukunda yapılacak düzenlemelerle ortalama işletme arazisinin daha da artması söz konusu olabilecektir .

 

Türkiye Nüfusu (2018) 82.003.882

GSYH Büyüme Hızı (%) 4. Dönem 2018 (-3)

— GSYH Büyüme Hızı (%) 3. Dönem 2018 (1,6)

— GSYH Büyüme Hızı (%) 2. Dönem 2018 (5,2)

— GSYH Büyüme Hızı (%) 1. Dönem 2018 (7,4)

2018 yılı ihracat : 168,1 milyar dolar

2018 yılı ithalat  : 223,1 milyar dolar

KİŞİ BAŞINA GAYRİSAFİ YURT İÇİ HASILA 2018 YILINDA 45 463 TL.(9632 ABD DOLARI)

 

 

BÜNYAN İLÇESİNİN İL GSMH’SI İÇİNDEKİ PAYI % 2,44

BÜNYAN İLÇESİNİN ÜLKE GSMH’SI İÇİNDEKİ PAYI %0,03

 

Türkiye’nin toplan nufusu artmasına rağmen tarımla uğraşan nufusun azalması ve yüzde 20 oranına düşmesi kırsaldan şehirlere göçün göstergesidir . Aynı şekilde istihdam artmış olmasına rağmen tarım sektöründe istihdam azalmış ve yüzde 22 olmuştur .Tarımdan elde edilen gelir 100 milyar TL civarına çıkmasına rağmen milli gelir içindeki payı azalmıştır .

 

1.2.Tarım Sektöründe İstihdam

 

Türkiye’de çalışan dört kişiden biri tarım sektöründe istihdam edilmektedir . Tarım sektöründe istihdam edilen 15 yaş ve işgücünün çok büyük bir kısmı ya kendi işletmesinde ve kendi hesabına ya da aile işletmesinde çalışmaktadır .

 

Tablo 1. Mevsimsel Etkilerden Arındırılmış İşgücü Göstergeleri

Yıllar

15+Nüfus

İşgücü

İstihdam

Tarım  İstihdam

Tarım dışı  İstihdam

İşsiz

İşgücüne katılma oranı

İstihdam oranı

İşsizlik oranı

Tarım        dışı işsizlik            oranı

Genç nüfusta işsizlik            oranı

2005

48356

21 777

19 660

4 615

15 045

2 118

44,6

40,3

9,7

12,1

17,8

2006

49275

22 353

20 353

4 801

15 553

2 000

45,0

41,0

8,9

11,1

16,7

2007

50177

22 292

20 230

4 420

15 811

2 062

44,1

40,0

9,2

11,1

17,4

2008

50982

23 238

20 451

4 534

15 918

2 787

45,3

39,9

12,0

14,6

21,9

2009

51833

24 314

21 413

5 035

16 377

2 901

46,5

41,0

11,9

14,7

20,6

2010

52904

25 144

22 631

5 374

17 257

2 513

47,1

42,4

10,0

12,4

18,4

2011

53985

25 682

23 492

5 325

18 167

2 190

47,2

43,1

8,5

10,4

15,4

2012

54961

26 855

24 486

5 349

19 137

2 370

48,5

44,2

8,8

10,8

16,9

2013

55982

27 367

24 877

5 051

19 825

2 491

48,4

44,0

9,1

10,9

16,5

2014

56986

29 218

26 186

5 424

20 761

3 032

50,9

45,6

10,4

12,5

19,1

2015

57854

30 090

27 004

5 417

21 586

3 086

51,6

46,3

10,3

12,3

18,2

Değişim (%)

19,64

38,17

37,36

17,38

43,48

45,70

7,0

6,0

0,6

0,2

0,4

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak: Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK)

 

 

 

 

 

1.4.Tarım Sektöründe Mesleki Eğitim

Tarım Sektöründe mesleki eğitim Ziraat Fakültelerinde yetişen Ziraat Mühendislerinden başlar .Meslek Yüksek Okullarında ve Meslek Liselerinde yetişen konu bazlı teknisyen ve tekniklerle devam eder ve çiftçi eğitimi ile son bulur . Tarım sektörü için en önemli yüksek öğrenim kurumu olan Ziraat Fakültelerinin sayısı 1993 yılında 1 iken 2018 yılında 35 adet olmuştur .Farklı konularda tekniker veya eksperlik seviyesinde eğitimler veren meslek yüksek okulları da bulunmaktadır .Buralarda yetişenler öncelikle Gıda , Tarım Ve Hayvancılık bünyesinde istihdam edilmektedirler . Tarım sektöründe verimliliği etkileyen faktörlerden bir diğeri de üreticilerin eğitimidir . Çünkü teknolojilerin uygulanması ancak bilgi ve eğitim ile gerçekleşir . Tarımda teknoloji bilgi birikiminin sağlanmasında devletim müdahalesi gerekmektedir . Tarımsal yayım faaliyeti de bu açıdan değerlendirildiğinde bir müdahale aracı olmaktadır . Devle değişik araç ve metotlarla tarım sektörüne müdahale etmelidir . Ülkemizde tarımsal yayım açısından  yetersizlikler yaşanmaktadır . Yaygın eğitimde TV kanallarının acilen kurulması gerekmektedir . Sadece il müdürlüğü çiftçi eğitim şubeleri ile veya köylere dağılan tarım danışmanları ile yürütülmesi yeterli olmamaktadır .

 

1.5.Tarım Sektöründe Üretim Miktarları

 

Türkiye’de tarım sektörü içinde yer alan bitkisel ürünler tarla bitkileri ve bahçe bitkileri olarak iki grupta toplanır . Bahçe bitkileri ise meyve , sebze ve süs bitkilerinden oluşurken tahıllardan yem bitkilerine kadar olan bütün ürünler de tarla bitkileri olarak değerlendirilmektedir .

 

-

İktisadi faaliyet kollarının gayrisafi yurtiçi hasıla payları  (TL) 2014

Düzey                             Tarım                       Sanayi                   Hizmetler                 Toplam    

TR                          134.724.745               576.440.635           1.097.024.575            1.808.189.955

Düzey1:TR 7           11.281.421                19.684.084                  36.587.138                 67.552.643

Düzey2 TR 72            5.724.637               13.787.842                  23.534.994                 43.047.473  

Düzey3 TR 721       2.182.301                  10.251.889                 14.340.557                  26.774.747

 

Bünyan İlçesinde ekonomisinde tarım ön plandadır. İlçenin her bölgesinde hububat ve yem bitkileri yetiştiriciliği ve hayvancılık yapılmaktadır.

 

ARAZİ VARLIĞI VE KULLANIM ŞEKLİ

Alan (Da)

1

Tarla Ürünleri Ekiliş Alanı

310.110

2

Yem Bitkisi

18.750

3

Bağ Alanı

150

4

Sebze Ürünleri Ekiliş Alanı

3.000

5

Meyve Üretim Alanı

2.659

6

Nadas Alanı

57.921

7

Çayır ve Mera Alanı

17.766

BİTKİSEL VE HAYVANSAL ÜRÜNLER

Üretim Miktarı(Ton)

1

Tahıllar (Buğday, Arpa, çavdar)

90.000

2

Yem Bitkileri

9000

3

Baklagiller(Nohut, mercimek, K.Fasülye)

5.450

4

Sebze

2.450

5

Meyve

8.450

6

Patates

45.000

7

Süt Üretimi

18.500

       
 

 

Tahıl Ve Diğer Bitkisel Ürünlerin Üretimi

 

Ton Olarak

BUĞDAY

ARPA

MISIR (SLAJ)

PATATES

ŞEKER PANCARI

24860

62190

22500

12229

84995

 

 

1.6.Meyvecilik

 

Emek ve sermaye yoğun bir tarım ürünü olan meyvecilik sektöründe üretimimiz yıllar itibarıyla düzenli olarak artış göstermektedir . Bunda etkili olan faktörler özellikle tarımsal alt yapının geliştirilmesi , sertifikalı fidan üretiminin artması ve ticari boyutta tamamen ihracata yönelik üretimdir . 2013-2018 yılları arasında meyve üretimi yüzde 15 artmıştır . Ancak sektörde üretimden ziyade kalite sorunu devam etmektedir . Değişen Pazar isteklerine uygun nitelikte ürünlerin termininde güçlükler yaşanmakta ayrıca hasat döneminin kısalığı nedeniyle arz kısa bir döneme yığılmaktadır . Bugün için dünyada kültürü yapılan 138 meyve türünden 75’e yakını ülkemizde yetiştirilebilmektedir.

Dünya Taze Meyve Pazarındaki Son 10 Yıldaki %7’lik Büyüme (UN Comtrade), Pazar Erişimi, Değişen Tüketici Tercihleri, Daha Profesyonel Bir Perakende Ortamı, Tüketicinin Satın Alma Gücündeki Artış Ve Gelişmiş Lojistik, (kontrollü Atmosfer) Depolama Ve Soğuk Zincir Tesisleri Gibi Faktörler Sayesinde Olmuştur.

Bugün için dünyada kültürü yapılan 138 meyve türünden 75’e yakını ülkemizde yetiştirilebilmektedir. Kökeni Anadolu olan meyve türleri arasında elma, armut, ayva, alıç, ahlat, ahududu, böğürtlen, çilek, dut, bektaşi üzümü, erik, kiraz, vişne, kızılcık, kuşburnu, Antepfıstığı, badem, ceviz, fındık, kestane sayılabilir. Bu türler dünya meyve ticaretinde de önemli türlerdir. Türkiye, dünya üzerinde bulunduğu coğrafi konumu nedeniyle tropik bahçe bitkileri dışında tüm meyve türleri için oldukça elverişli bir iklime sahiptir. Bu bakımdan Türkiye, bahçe bitkileri kültürünün doğuş yeri, dünyada yetişen birçok meyve türünün ana vatanı konumundadır (Ağaoğlu ve ark., 1997). Bahsedilen meyve türlerinin ülkemizdeki tarımı çok eski yıllara dayanmaktadır.

Ülkemiz meyveciliğinde tür ve çeşit zenginliği, iklim ve toprak koşullarının uygun olması, konum olarak kuşların göç yollarının üzerinde bulunması ve Anadolu’da tarihin ilk çağlarından itibaren pek çok medeniyetin var olması nedeniyledir. Bugün için dünyada kültürü yapılan 138 meyve türünden 75’e yakını ülkemizde yetiştirilebilmektedir. Kökeni Anadolu olan meyve türleri arasında elma, armut, ayva, alıç, ahlat, ahududu, böğürtlen, çilek, dut, bektaşi üzümü, erik, kiraz, vişne, kızılcık, kuşburnu, Antepfıstığı, badem, ceviz, fındık, kestane sayılabilir. Bu türler dünya meyve ticaretinde de önemli türlerdir.

Ülkemiz farklı iklim bölgelerine sahip olduğundan yukarıda değinilen türler en ekonomik olarak yetiştirilebildikleri bölgelerde yoğunlaşmıştır. Örneğin ılıman iklim meyve türleri olarak bilinen elma, armut, kiraz ve vişne çoğunlukla Orta Anadolu ve geçit bölgeleri ile Karadeniz bölgesinde, Antepfıstığı ise daha çok Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, incir ve turunçgiller ise kıyı bölgelerimizde yoğunlaşır.

Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte Türkiye meyveciliğinde önemli gelişmeler gözlenmiştir. Ülkedeki meyve bahçesi sayısındaki artışla birlikte meyve üretimimiz hızlı bir ivme kazanmıştır. Bununla birlikte Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve üniversitelerdeki çalışmalar sayesinde modern meyve yetiştiriciliği ile ilgili güncel bilgiler çiftçilere aktarılarak önemli gelişmeler kaydedilmiştir.

Türkiye sahip olduğu ekolojik koşullar nedeni ile dünya meyveciliğinde önemli bir konumdadır. Türkiye’de toplam tarım alanları içinde 1990 yılında meyve üretilen alan oranı %10,9 iken 2015 yılında %13,7’e yükselmiştir. Toplam üretim 1990-2015 yılları arasında 13,3 milyon tondan 17,5 milyon tona artış göstermiştir. Bunun en önemli nedeni meyve gelirlerinin artmasıdır.

Dünya toplam meyve üretimi 2014 yılında 690 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Türkiye 14,3 milyon ton’luk bir üretim miktarı ile toplam dünya üretiminin %2,07’sini karşılamıştır. Bu bakımdan Türkiye Çin, Hindistan, Brezilya, ABD, Meksika, İspanya, Endonezya, Filipinler ve İtalya’dan sonra dünyanın 10. meyve üreticisi konumundadır. Ayrıca 2014 yılında Türkiye kiraz (19,8%), incir (26,4%) ve fındık (63,1%) üretimi bakımından dünyada 1., kayısı (8,3%) da 2., vişne (13,4%), kestane (3,11%), zeytin (11,5%), Antepfıstığı (9,3%), ayva (16,5%) üretiminde ise 3. büyük ülkedir (TUIK, 2016).

Son yüzyılda dünya yapısındaki değişime meyve pazarında yaşanan değişimler de ayak uydurmuştur. Bu süreçte küresel taze meyve pazarındaki gelişmeleri şu şekilde sıralamak mümkündür:

1. Dünyada 2050 yılına kadar gıda ihtiyacının %60 artması beklenmekte olup, ekonomik gelişmeler ve gelir artışı tüketicileri daha kaliteli gıdalara, yani taze meyve ve sebze tüketimine yönlendirmektedir. 
2. Alkollü içecek üretimi için kullanılan meyveler dışında, dünyada üretilen meyvelerin %80’i taze meyve olarak satılmaktadır. 
3. Dünyada yetişen meyvelerin %9’u ihraç edilmekte, bu oran giderek artmaktadır. 
4. ABD ve Avrupa ülkelerinde taze meyve pazarı doymuş pazarlar olarak görülmektedir. Ancak diğer ülkelerde pazar büyüklüğü giderek artmaktadır. 
5. Organik meyve tüketimi kişi başı gelirin yüksek olduğu ülkelerde giderek artmaktadır. Organik meyve pazarının toplam taze meyve pazarı içindeki oranı Avustralya’da %2, Hollanda’da %5, ABD’de %9 ve İsveç’te %15 oranına ulaşmıştır. 
6. Muz, elma, narenciye ve üzüm en çok ticareti yapılan meyveler olup Latin Amerika ülkeleri pazarın en büyük payına sahiptir. Ancak Çin pazar payını giderek artırmaktadır. 
7. Taze meyve tüketimi konusunda dünyada en önemli trendi sosyal medya belirlemektedir. ‘Super-Food’ olarak pazarlaması sosyal medyada yapılan avokado, yabanmersini gibi ürünler, pazar paylarını son 10 yılda giderek artırmıştır. 
8. Dünya taze meyve pazarındaki son 10 yıldaki %7’lik büyüme (UN Comtrade), pazar erişimi, değişen tüketici tercihleri, daha profesyonel bir perakende ortamı, tüketicinin satın alma gücündeki artış ve gelişmiş lojistik, (kontrollü atmosfer) depolama ve soğuk zincir tesisleri gibi faktörler sayesinde olmuştur.
9. Teknoloji sayesinde birçok meyve, deniz yoluyla okyanus ötesi taşınabilmektedir. Bu şekilde Şili, Peru, Ekvator ve Brezilya gibi Latin Amerika ülkeleri için ticari fırsatlar doğmuştur. 
10. Meyve üretiminde robot teknolojilerinin kullanımı, manuel meyve toplama yönteminin maliyetli ve yavaş olmasından dolayı giderek artmaktadır. Gelecekte robotların sezonluk işçilerin yerini alması beklenmektedir. 
11. Vakum yöntemi ile toplanan elmalar taşıma üniteleri içindeki kutulara esnek kol sayesinde direkt yerleştirilmektedir. Aynı şekilde çilek gibi narin meyveler, olgun olan ürünü anlayabilen sensörler ile tespit edilip, otonom robotlar aracılığı ile toplanarak tarlada ambalajlanmaktadır.

Önemli meyvecilik potansiyeli olan Türkiye’de bu alanda var olan sorunlar bu potansiyelin artmasını engellemektedir. Bu sorunlara ilişkin ve aşağıda sıralanan çözüm önerileri, küresel rekabette başarıyı artıracaktır  Temel önerileri şu şekilde sıralamak mümkündür: 
Meyve alanlarının hedef pazarların tüketici eğilimlerine göre belirlenen güncel çeşitlerle yapılandırılması
Coğrafi işaretleme, markalaşma ve tanıtım faaliyetlerine önem verilmesi. Meyveciliğin gelecek yıllarda şiddetini artırması beklenen kuraklık sorunu dikkate alınarak planlanması
Yaşlanmış ve verimden düşmüş bahçelerin çağdaş meyvecilik ilkelerine uygun olarak yenilenmesi
Standardizasyona ve ambalajlamaya önem verilmesi, soğuk hava depolarının yaygınlaştırılması ve kapasitelerinin artırılması
Fındık, kayısı, antepfıstığı, incir gibi türlerde aflatoksin riskine karşı kurutma makinelerinden yararlanılması
Çoğu küçük ölçekli işletmelere sahip olan meyve üreticilerine yönelik örgütlenmenin desteklenmesi
Kalıntı analiz laboratuvarlarının sayılarının artırılması
Rekabet şansının yükseltilebilmesi için destek ve kredi miktarlarının artırılması. Sebze yetiştiriciliğinde pazar olanaklarının artırılması, küçük çiftçilerin desteklenmesi, üreticilerin kooperatifleşmeye yönlendirilmesi

Mevcut gelişmelerden Türkiye’nin yararlanması ve olumsuzluklardan etkilenmemesi sıralanan öneriler yanında alınacak doğru ve zamanlı politikaların varlığına sıkıca bağlıdır.

YAŞ MEYVE'DE İHRACAT YAPILAN İLK 10 ÜRÜN

OCAK-ARALIK 2016 OCAK-ARALIK 2017 DEĞİŞİM ORANI (%) 2017 PAYI (%)

                                     MİKTAR (BİN TON) DEĞER (MİLYON $) MİKTAR (BİN TON) DEĞER (MİLYON $) MİKTAR DEĞER MİKTAR DEĞER

1.ÜZÜM             174,0                    105,0             279,9                 197,0              61        88       28        25

 2 KİRAZ.VİŞNE 78,7                   182,8              59,9                    159,0            -24      -13       6           20

 3 NAR                179,8                 103,5              163,8                    96,8              -9        -6         16          12

 4 ŞEFTALİ          49,6                  25,5                 89,5                     70,3             80        176       9             9

5 ELMA              132,                  1 36,6               181,8                    53,0            38         45        18              7

6 İNCİR               14,1                  31,8                   16,2                    46,3            15          46         2               6

7 KAYISI           35,1                  24,0                    63,5                     44,5           81           85         6              6

 8 KESTANE     8,2                   24,8                     9,9                       37,0          21            49         1              5

9 ERİK              38,9                  13,9                    44,1                     23,1          13             66          4                3

 10 ARMUT     16,7                   8,8                       36,2                   20,3         118          130           4                3

Toplam             810,8               600,9                    1.015,6               793,5       25            32           100           100

2018 YAŞ MEYVE İHRACATI YAPILAN İLK 5 ÜLKE

                     MİKTAR (KG)     DEĞER (DOLAR)    MİKTAR DEĞER  (D.ORANI)     MİKTAR    DEĞER ( %PAYI)

1.RUSYA      15007.223 11669.139      -42   -42                       17      24

2.IRAK        34246.308    5468.655        93      28                      38       12

3ALMANYA 4368.385      4252.206       13      -12                     5         9

4LÜBNAN   1239.624        3021.299      19      -13                     1         6

5İTALYA   975845.00      2248.942        -65      -76                    1          5

 

TOPLAM     90078.129     47974.366                      8               -25       100      100

 

BÜNYAN

Seçilmiş Meyve Ürünleri Üretimi

 

Ton Olarak

ELMA

ARMUT

KİRAZ

ÜZÜM

KAYISI

6739

40

27

12

125

 

1.7.Sebzecilik

 

Yıllık yaklaşık 35 milyon ton sebze üretimi gerçekleştiren Türkiye , Çin,Hindistan ve ABD’den sonra dünyanın en çok sebze üreten 4.ülkesidir . Üretimin büyük ölçüde eski sistemlerle yapılmasına rağmen Türkiye birim alana ve kişi başına sebze üretimi bakımından dünyada ilk sırada yer almakta ve pek çok sebze türünün üretiminde dünyada ilk beş ülke arasına girmektedir . Türkiye’de sebze üretiminin büyük bölümünün halen küçük ve dağınık işletmelerde yapılıyor olması en önemli bir sorundur . Büyük işletmelerde sebze tarımının özendirilmesi ile üretimde daha yeni teknolojilerin kullanılması mümkün olacaktır . İşletme büyüklüğü arttıkça maliyet düşecek ve daha güvenli üretimlerin gerçekleşmesi sağlanacak ve buna bağlı olarak da pazarlama kolaylaşacaktır . İklim çeşitliliğine bağlı olarak ülkemizde çok sayıda sebze türü) yetişmektedir. Domates, biber, patlıcan, salatalık, kavun ve karpuz ülkemizde yetiştirilen sebzelerin başlıcalarıdır. Türkiye’de sebze üretimi çoğunlukla modern yöntemlerle yapılmaktadır. Toprak bakımı, sulama, çapalama ve zararlılarla mücadele isteyen sebze üretimine iklimden dolayı en elverişli yerler, Akdeniz ve Ege’nin kıyı kesimidir. Bu kesimlerde verim yüksektir. Ayrıca buralar seracılığa da elverişlidir. Yazların kısa sürdüğü ve sıcaklığın düşük olduğu Doğu Anadolu, sebze üretimine en az elverişli yerlerdendir. Ülkemizde en çok yetiştirilen sebze domatestir.Antalya sofralık domates üretiminde ilk sırada yer almaktadır. Üretim miktarı bakımından bu ili Mersin izlemektedir. Salçalık domates üretiminde ise sırasıyla Bursa, Manisa ve İzmir ilk sıradadır. Türkiye’de salatalık ve patlıcanın toplam üretiminde Antalya ve Mersin ilk sırada yer almaktadır. Antalya, Mersin, Çanakkale ve Manisa ise en fazla biber üreten illerdir.

Sebzeler

 

Domates

12.600.000

Karpuz

3.928.892

Biber

2.342.931

Soğan (kuru)

2.120.581

Kavun

1.854.356

Salatalık

1.677.032

Patlıcan

854.049

 

Ülkemizde karpuz üretiminde Adana ilk sıradadır. Üretim miktarı bakımından bu ilimizi Antalya ve İzmir izler. Örtü altı yetiştiriciliği olarak da adlandırılan seracılık etkinliği, üzeri ve etrafı cam, plastik veya naylonla örtülü tarım alanlarındaki üretimi ifade etmektedir. Bu alanlarda çoğunlukla sebze yetiştirilmektedir. Kışların ılık geçtiği ve güneşli gün sayısının fazla olduğu yerlerde seracılık daha ucuza mal olmaktadır. Bu nedenle Akdeniz’in kıyı kesiminde seracılık daha çok gelişmiştir. Ege kıyıları da seracılık yapılan yerlerdendir. Marmara ve Karadeniz’in kıyı kesimlerinde seracılık sınırlı alanlarda gelişmiştir.

Ülkemizde seracılık faaliyeti 1940’lı yıllarda Antalya’da başlamıştır. Sonraki süreçte hızla yayılan bu etkinlik, ülkemizde özellikle sebze üretiminde önemli bir tarımsal etkinlik konumundadır. Seralarda başta domates olmak üzere daha çok salatalık, biber ve patlıcan yetiştirilmektedir. Süs bitkileri de seralarda yetiştirilen ürünlerdendir. Seralarda meyve üretimi ise çok azdır. Türkiye fındık, incir, kayısı, kiraz, ayva ve narda dünyada ilk sırada bulunuyor. Nohutta, salatalıkta ve karpuzda dünya ikincisi konumunda bulunan Türkiye; domates, mercimek, patlıcan ve yeşil biberde üçüncü; soğan ve zeytinde dördüncü, şeker pancarında beşinci, tütün, çay ve elmada altıncı, pamuk ve arpada yedinci, bademde sekizinci, buğday, çavdar ve greyfurtta dokuzuncu ve limonda onuncu sırada yer almaktadır.

2018 SEBZE İHRACATI YAPILAN İLK 5 ÜLKE

                     MİKTAR (KG)     DEĞER (DOLAR)    MİKTAR DEĞER  (D.ORANI)     MİKTAR    DEĞER ( %PAYI)

1.RUSYA F   16643.273  11934.148     21        22                      11    16

2.ROMANYA 10276.985  9028.891      0           -19                    7       12

3.IRAK           44122.446   7064.866    51           86                    30      10

4.UKRAYNA 11379.190   6868.024     15          14                     8         9

5.ALMANYA 5914.339    6539.950      9            8                       4          9

TOPLAM     149178.171  73134.744   12         -13                     100      100

 

 

BÜNYAN

Sebze Ürünleri Üretimi

 

Ton Olarak

DOMATES

HIYAR

FASÜLYE (TAZE)

KARPUZ

KAVUN

2128

33

48

36

48

 

 

BÜNYAN

Seçilmiş Örtü Altı Ürünleri Üretimi

 

Ton Olarak

DOMATES

HIYAR

BİBER

MAYDANOS

MARUL

-

-

-

-

-

 

1.8.Süs Bitkileri

 

ÜRETİM ABD, Japonya, İtalya, Hollanda gibi geleneksel üretim yerlerinin yanında, Latin Amerika ve Afrika’da üretim çok hızlı artış göstermektedir. Son yıllarda süs bitkileri üretiminde iklim koşulları ve ucuz işgücü gibi avantajlara sahip olan Kolombiya, Ekvador, Etiyopya ve Kenya gibi ülkeler dünyanın en önemli kesme çiçek üreticisi ve ihracatçısı ülkeleri konumuna gelmişlerdir. Geleneksel merkezlerde ise üretim alanları aynı kalmakla veya azalmakla birlikte, verimlilik artışına gidilmeye başlanmıştır. Süs bitkilerinin arzı dünyada artış eğilimindedir.  Dünya Kesme Çiçek ve Saksılı Bitkiler Üretim Alanları (2017)

Üretim Ülkeleri Alan (hektar)

AVRUPA 60.000

 ORTA DOĞU 6.200

 GÜNEY AFRİKA 11.461

 ASYA/PASİFİK 480.000

 KUZEY AMERİKA 30.200

ORTA/GÜNEY AMERİKA 49.000

TOPLAM 650.000

 

İHRACATÇI ÜLKELER İhracat Değeri (1.000 USD)

Hollanda 9.846.802

Kolombiya 1.328.138

 Almanya 1.012.532

İtalya 833.914

Ekvador 806.932

 Kenya 732.445

Belçika 603.055

Danimarka 464.644

ABD 424.420

Kanada 366.271

İspanya 360.082

Çin 331.766

Etiyopya 258.300

Tayvan 194.317

 Fransa 154.174

İsrail 141.559

Malezya 139.454

 Litvanya 139.194

 Kosta Rika 138.882

Polonya 135.115

Tayland 119.348

Guatemala 90.796

 İngiltere 90.565

Portekiz 86.762

 Japonya 83.900

 Türkiye 81.613

Hindistan 78.593

Meksika 76.419

 Mısır 73.133

Güney Afrika

67.452

 Diğerleri 849.580

Toplam 20.110.157

 

 

 

Türkiye süs bitkileri sektöründe önemli üretim artışları olmuştur . Kesme çiçek ihracatı artmış ve ürünler nispeten çeşitlenmeye başlamıştır . Üretim alanları ve dış ticaret verilerindeki değişimler , Türkiye süs bitkileri sektörünün dinamik ve arayış içinde bir yapı gösterdiğini ortaya koymuştur .

 

 Türkiye Süs Bitkileri Üretim Alanları (da) ÜRÜN GRUPLARI 2018

ÜRÜN GRUPLARI 2018

 Kesme Çiçekler 11.949

 İç Mekân (saksılı) Süs Bitkileri 1.313

 Dış Mekân Süs Bitkileri 34.722

Çiçek Soğanları 597

TOPLAM 48.581

 

:2017 Yılı Türkiye Süs Bitkileri Üretimi

 

Ürün adı Ekilen alan (da) Üretim (Bin Adet)

 Kesme Çiçekler 11.949 1.037.996

İç Mekan Süs Bitkileri 1.313 38.151

Dış Mekan Süs Bitkileri 34.722 412.228

Çiçek Soğanları 597 25.337

 Toplam 48.581 1.513.713

 

Türkiye Canlı Bitkiler ihracatı

 

BÜNYAN’DA ÜRETİLEN SÜS BİTKİLERİ

LALE

KASIMPATI

ZAMBAK

GÜL

Türkiye, süs bitkileri yetiştiriciliğinde uygun iklimsel ve coğrafi koşulları, pazar ülkelere yakınlığı ve ucuz işgücüne sahip olması gibi nedenlerle önemli avantajlara sahiptir.

Türkiye’de ticari anlamda kesme çiçek üretimi,  1940’lı yıllarda İstanbul ve çevresinde başlamış, daha sonra Yalova da önemli bir üretim merkezi konumuna gelmiştir. 1985 yılından itibaren Antalya’dan yapılmaya başlayan kesme çiçek ihracatı, çiçek üretim alanlarını bu bölgede hızla artırmıştır. İhracata yönelik üretimin dolaylı yollarla teşvik edilmesi ve bitki materyali ithaline getirilen kolaylıklar, kesme çiçek üretim alanı ve miktarında önemli artışların ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Türkiye’de 2009 yılında toplam 3.359 ha. alanda süs bitkileri üretimi yapılmaktadır. Üretim alanlarının yıllara göre değişimi aşağıdaki tabloda verilmiştir. 2000-2001 sezonunda toplam 1.392 ha olan süs bitkileri üretim alanı, 2008-2009 sezonunda 3.359 hektara yükselmiştir.

ÜRETİM ABD, Japonya, İtalya, Hollanda gibi geleneksel üretim yerlerinin yanında, Latin Amerika ve Afrika’da üretim çok hızlı artış göstermektedir. Son yıllarda süs bitkileri üretiminde iklim koşulları ve ucuz işgücü gibi avantajlara sahip olan Kolombiya, Ekvador, Etiyopya ve Kenya gibi ülkeler dünyanın en önemli kesme çiçek üreticisi ve ihracatçısı ülkeleri konumuna gelmişlerdir. Geleneksel merkezlerde ise üretim alanları aynı kalmakla veya azalmakla birlikte, verimlilik artışına gidilmeye başlanmıştır. Süs bitkilerinin arzı dünyada artış eğilimindedir. Tablo: Dünya Kesme Çiçek ve Saksılı Bitkiler Üretim Alanları (2017) Üretim Ülkeleri Alan (hektar) AVRUPA 60.000 ORTA DOĞU 6.200 GÜNEY AFRİKA 11.461 ASYA/PASİFİK 480.000 KUZEY AMERİKA 30.200 ORTA/GÜNEY AMERİKA 49.000 TOPLAM 650.000

 

               2016                                    2017

 

ÖZBEKİSTAN 6.550.043               11.004.965

 ALMANYA 6.087.695                      6.566.618

TÜRKMENİSTAN 8.669.599            6.218.699

IRAK 3.865.499                                  4.926.076

AZERBAYCAN 2.521.654                 4.111.228

HOLLANDA 2.037.899                      2.592.234

 GÜRCİSTAN 1.615.202                    2.471.296

 KKTC 804.728                                   1.140.022

 CEZAYİR 173.424                               932.239

 BULGARİSTAN 624.862                    924.050

 KAZAKİSTAN 7.786.074                   628.054

 SIRBİSTAN 41.101                             561.138

 ABD 113.309                                       511.313

PORTEKİZ 764.782                             506.391

 İTALYA 620.954                                417.608

ROMANYA 309.252                            405.676

 YUNANİSTAN 632.063                      392.725

 İNGİLTERE 236.973                           348.088

TUNUS 135.480                                    341.293

 KOSOVA 238.606                               338.603

DİĞERLERİ 1.377.608                      2.493.155

 TOPLAM 45.206.806                     47.831.471

 

2.YATIRIM ORTAMININ İYİLEŞTİRİLMESİ VE BÖLGESEL TEŞVİK VE YARDIMLAR

 

2.1.Tarım Sektörünün Yatırım Ortamı

 

Tarım Politikalarında Kavram Değişiklikleri

 Eski Kavramlar

 Tarım çiftçiliktir

 Ürün yetiştirmek önemlidir

Tüketici yüksek gıda maliyetinden ve kıtlıktan korkar

 Tüketici gıdanın güvenli olduğuna inanır

 Çoğunlukla dalgalanan arz görülür

 İç piyasa en önemli pazardır

Sektörde siyasetin etkisi fazladır

Tarıma ayrılan bütçe kaynağı fazladır

Çiftçiye destek hakkıdır

 

Yeni Kavramlar

Tarım, gıda üretim ve dağıtım sistemidir

 Amaç gıda malları üretmektir

Tüketici harcamalarında gıda payı azalıyor, dünya piyasaları kıtlık tehlikesini azaltıyor

Tüketici g›ıda güvenliğini sorguluyor

Daha istikrarlı arz var (dünya çapında üretim) Geniş piyasalar ve kritik pazarlar oluşuyor

Sınırlı bir siyasi etki söz konusu

 Bütçe açıkları ve transferlerde düşüş görülüyo

r Çiftçiye destek şartlıdır ve ihtiyaca göre verilir

 

 

Bu kavramların dayandığı ana tema ile tarım, bir yaşam biçiminden çıkmakta, üretim birimleri küçük çiftçilerin yaptığı üretim faaliyeti yerine en az orta büyüklükte tarım işletmelerine dönüşmekte ve yüksek teknolojik girdi ile entegre üretime yönelmektedir. Ayrıca üretim tüketici isteklerine göre planlanmakta, katma değeri yüksek olan ürünlerin üretiminin ve ticaretinin gelişmesi ile de gelir artışı beklenmektedir. Bu değişim, gelişmiş ülkelerin tarım sektörüne uygun bir özellik göstermekte ve uygulaması da DTÖ tarafından izlenmektedir. Yine aynı örgüt, az gelişmiş ülkelerin tarım sektörlerinde yukarda belirtilen değişimleri yapmaları gerektiğini dayatmakta, buna karşılık tarıma ayrılan kaynak ve desteklere de kısıtlama getirmektedir. Oysa bu ülkelerin gerek ekonomik yönden gerekse sosyal açıdan tarımdaki bu dönüşümü hem de desteksiz gerçekleştirmeleri mümkün değildir. Bu şekilde az gelişmiş ülkeler üretimde rekabet edemez hale gelirken gelişmiş ülkelerin tarım ürünleri pazarları daha da genişlemektedir. Türkiye için de aynı durum söz konusu olup rekabet edemeyeceği bir alanda üretmek yerine dışardan ithal etmek zorunda kalacak, sonuçta tarım nüfüsu da giderek işsizleşecektir. Çünkü nüfusun %30’u tarımda yaşayan, çalışan nüfusun %33’ü tarımda çalışan ve işletmelerin %65’nin 50 dekardan küçük olduğu, sulama, makineleşme, girdi kullanım ve eğitim düzeyinin yeterli olmadığı bir tarım sektörü ile geleneksele yakın bir üretim biçiminden ileri endüstriyel üretim biçimine geçmek yakın dönemde mümkün görünmemektedir. Bu nedenle Türkiye tarımda gelişmeyi sağlamak için kendi yapısına uygun, küçük işletmeleri dikkate alan bir politika oluşturmak ve özellikle alt yapı yatırımı ile tarımı desteklemek durumundadır. Bunun için öncelikle uluslararası anlaşmalar gereği tarım desteğini en aza indiren Türkiye, yaptığı bu anlaşmaları yeniden gözden geçirmek ve tarıma ayıracağı kaynak miktarını artırmak ve etkin kullanımını sağlamak durumundadır. Aksi halde küreselleşmenin baskıcı ve ezici ortamında tarım sektörü zarar görmeye devam edecek, rekabet gücünü kaybedecek, daha çok tarım ürünü ithal edecek, üretimden vazgeçmenin sosyal maliyeti ise ekonomik maliyetten çok daha yüksek olacaktır. Önümüzdeki dönemde AB ile başlatılan tarımla ilgili tarama görüşmelerinde de bu durum dikkatle vurgulanmalı, üretim planı çerçevesinde tarıma ayrılan kaynaklar artırılıp çeşitlenirken etkin kullanımı da sağlanmalıdır. Çünkü, tarama sonucunda, ülke koşullarına uygun üretim teknikleri geliştirilirken, girdi piyasalarını geliştirecek, ulaştırma, işleme ve pazarlamayı teşvik edecek politikalar hazırlanmalı, uygulanabilmesi için de gerekli finansı sağlayacak fon kaynakları ve kurumları oluşturulmalıdır. Bunlara ek olarak; tarımda temel araştırmalara ağırlık verme, başta sulama olmak üzere toprak koruma, makineleşme, teknik girdi kullanımı gibi alt yapı unsurlarını geliştirme, kırsal alandaki insan kaynağının eğitimi, kırsal yaşamı kolaylaştırıcı sağlık, barınma, sosyal donanımları sağlama, üretimi destekleyen ve yaşamı zenginleştiren örgütlenme hizmetlerini artırma gibi tüm önlemler bir bütün olarak ele alınmalıdır. Sonuç olarak ülkemizde tarım sektörünün mevcut yapısı ve kaynak kıtlığı, değişimin ve gelişmenin hızını kesecek düzeydedir. Bu durumda, çalışan nüfus oranı %10’lara inmiş bir sektör, ileri teknolojiyi uygulayabilen, eğitimli ve verimli işgücü ile üretim, ölçek ekonomisi ile çalışan optimum büyüklüğe erişmiş yüksek gelirli tarım işletmelerine geçme hedefleri çok uzun vadeli gelişmeler kapsamındadır. İlk aşamada kısa ve orta vadeli planlama ile bu hedefi kolaylaştıracak üretim ve gelişme programları uygulanmalıdır. Görüldüğü gibi Türkiye’de tarım sektörünün ekonomik ve sosyal anlamda gelişmesi, uzun ve zorlu bir süreç sonunda elde edilecek bir kazanımdır. Bu zorluğa karşın Türkiye, tarımsal varlıkların zenginliği, dinamik yapısı, gelişmeye olan tutkusu ve kendine olan güveni ile bu kısır döngüyü aşacak ve girdiği uluslararası yarışı kazanacak potansiyele sahip bir ülkedir. Önümüzdeki süreçte, Türkiye’nin her bireyine düşen görev ise bu potansiyeli işler hale getirmek ve değişimlere uyum sağlama gücünü göstermektir.

 

Yatırım ortamının iyileştirilmesi sürecinde, yatırımcı açısından önemli olan mevzuat değil uygulama sürecidir.Politika yönlendiricileri ve yapıcıları tarafından 1980-2000 yılları arası ekonomide yaşanan büyük daralma ve işsizlik sorununun temel nedeni olarak tam ve güvenceli istihdam, güçlü sosyal güvenlik sistemine sahip ekonomilerin yeni iş alanları yaratamaması, esnek istihdam modellerinin tam anlamıyla benimsenememesi olarak görülmüştür. Yine aynı dönemde dış dinamikler tarafından çeşitli politika belgeleriyle gelen baskı; katı istihdam sisteminden uzaklaşılması ve esnek çalışma sistemlerinin benimsenmesi, yatırımcılara rekabet edebilir bir ekonomik ortamın sağlanması üzerinedir. Bu ortamın sağlanması bir dizi önleme bağlıdır. 2003 yılından itibaren İTK, bu konuda çalışmalara başlamıştır. İşgücü piyasalarında, iş organizasyonlarında ve çalışma ilişkilerinde esnekliği arttıracak, özel sektörün değişen koşullara uyum sağlama, verimlilik ve rekabet edebilme yeteneklerini ortaya çıkaracak dönemsel eylem planları hazırlama amacına odaklanmıştır. Bu amaca bağlı olarak sürekli toplantılar düzenlenmiş, bakanlık düzeyinde ve özel sektörü temsil eden STK’lardan sürekli görüş alınmış ve 2007 yılından itibaren çalışma alanı olarak belirlediği konular üzerine etkide bulunma çabası doğrultusunda eylem planları hazırlamıştır

 

 İhracat Teşvik Uygulamaları İle İlgili Tespit ve Öneriler

 

 - Çok farklı isimlendirmeler altında büyük meblağlara ulaşan teşviklere rağmen ihracatta belirgin bir sıçrama yaşanmamış, dünya ölçeğinde bilinirliliği yüksek markalar çıkarılamamıştır. Proje bazlı desteklerin bu tür markaların oluşmasına katkı sağlayacağı beklenmektedir. - İster yatırım ister ihracat olsun, sayıları 25’i aşan uygulamacı/denetleyici/destekleyici/finanse edici kurum ve kuruluş tarafından yürütülmekte olan teşviklerin şeffaflığı, etkinliği, koordinasyonu, denetimi ve sonuçlarının karşılaştırılabilirliği sağlanamaz. - İhracat teşviklerinden KOBİ’ler yerine ağırlıklı olarak büyük ölçekli firmalar yararlanmaktadır. Oysa Türkiye’de istihdamın çok büyük bir kısmını KOBİ’ler oluşturmaktadır. Küçük ölçekli firmaların ihracata katılımı yükseltilmeden büyük ölçekte ihracat artışı sağlanamaz. - Türk Eximbank tarafından ihracatın %40’ı finanse edilmektedir. Bu kaynak ağırlıklı olarak büyük firmalar tarafından kullanılmaktadır. KOBİ’lerin teminat sorunu ihracatta finansmana erişimi zorlaştırmaktadır. Kredi Garanti Fonu uygulamaları kredi artışına neden olurken teminat sorununu hafifletmektedir. - Yurtdışından alınan bir malın yurtiçi üretimini sağlamak ve böylece cari açığı azaltmak amacıyla teşviklerin kullanılacağı hedeflense de rekabetçi olmayan sektörlerin teşviklerle desteklenmesi bir yere kadar mümkün olmakta uzun vadeli olamamaktadır. Zira teşviklerle ayakta durabilen firmalar, teşviklerin sona ermesiyle faaliyetlerini sürdürmede zora düşebilirler. - İhracatı teşvik etmek amacıyla geliştirilen Onaylanmış Kişi Statüsü ve Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü uygulama koşulları ağırdır. Bu koşulları sağlayan firma sayısı çok fazla değildir. Küçük ölçekli firmalar basitleştirilmiş usulden faydalanamamaktadırlar. Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt: 32 2018 Sayı: 3 743 - Mal ve hizmet ihracatını destekleyen devlet yardımları daha basit hale getirilmelidir. Ekonomi için kritik öneme sahip ürünler ve hangi aşamada destek verileceği büyük önem taşır. Özellikle hazırlık aşamasında verilen desteklerden daha çok ihracatçının faydalanması sağlanmalıdır. - İhracatı teşvik etmek amacıyla 2017/9962 sayılı “İhracatçılara Hususi Damgalı Pasaport Verilmesine İlişkin Esaslar Hakkında Karar” 2018 yılında uygulamaya konulmuştur. Ne var ki Hususi Pasaport Uygulama koşullarını sağlayan firma sayısı azdır. Bu uygulama, çok sayıda küçük firma yerine büyük firmalara avantaj sağlamaktadır. - İhracatta 2023 hedeflerinin yakalanabilmesi için daha önceki teşvik politikalarından farklı olarak her sektörün değil teknoloji düzeyi ve katma değeri yüksek malların üretimine yol açacak sektörler teşvik edilmelidir. Aksi halde ileri teknoloji ürünlerin ithalatı artmaya ve ihracatın birim fiyatı düşmeye devam edecektir. - Farklı bölge ve illerdeki çoğu ihracatçı, hangi ürün için ne tür destek sağlandığından habersizdir. Desteklerle ilgili farkındalığı artırmak amacıyla farklı iletişim araçları yoluyla geniş bir bilgilendirme ve tanıtım faaliyeti uygulanmalıdır. Bu bağlamda Ticaret Odaları, Ticaret ve Sanayi Odaları aktif bir biçimde rol almalıdırlar .

 

 

İç Anadolu Bölgesi, Orta Anadolu adıyla da bilinen ve Doğu Anadolu Bölgesinden sonra 2. büyük coğrafi bölgemiz olan İç Anadolu'nun yüzölçümünün genişliğine oranla nüfusu fazla değildir. Marmara Bölgesi'den iki kat geniş olan bu bölgede Marmara Bölgesi kadar nüfus yaşar. Anadolu'nun çeşitli bölgeleri arasındaki yollar İç Anadolu'dan geçtiği için bu bölge eski yerleşme alanı olmuş ticaret yolları üzerinde yer alan yörelerde, yerleşme alanları büyüyerek büyük kentler haline dönüşmüştür. İç Anadolu, sanayinin sektörel ve mekansal düzeyde dengeli gelişmesinde olduğu kadar, tarımda da önemli bir potansiyele sahiptir. Bölge ekonomisinin temeli tarıma dayanır. Ekili, dikili alanların oranı bakımından Marmara Bölgesi'nden sonra ikinci sırada yer alır. Çalışan nüfusun büyük bir kısmı tarımla uğraşmaktadır. İç Anadolu Bölgesi'nin en önemli akarsuları Kızılırmak, Sakarya Nehri, Porsuk ve Delice çaylarıdır. Bu bölge akarsuları kapalı havzada akan sel rejimli akarsulardır. İlkbahar yağışlarıyla taşar, yazın kuruyacak hale gelir. İç Anadolu Bölgesi' nin güney kesimleri sularını denizlere gönderemez. Bu nedenle kapalı havzalar geniş bir alan kaplamaktadır .Regrasyon analizinin sonuçlarına göre, iç Anadolu Bölgesine yönelik uygulanan teşvik uygulamalarının istihdamı olumlu yönde etkilediği ortaya çıkmaktadır. Yapılan analiz anlamlı ve etkileme düzeyi yüksek olmaktadır. Bu R 2 =0,653 değerinde olması ve t testinin sonucu da 6.137 olması bu ilişkinin boyutunu ve etkileme derecesini göstermektedir. Başka bir deyişle Türkiye'de yatırım teşvikleri ile istihdam ilişkisinin pozitif yönlü olduğu anlaşılmaktadır. Yatırım teşviklerindeki bir birimlik artış istihdamı %6.13 oranında etkileyecektir. Türkiye'de yatırım teşvikleri ile istihdam ilişkisinin doğrusal yönde bir ilişki olduğu anlaşılmaktadır. iç Anadolu Bölgesi İçin Yatırım Teşvikleri ile İstihdam Arasındaki İlişkisi yatırım teşviki ile istihdam oranındaki değişmenin doğrusal yönde bir ilişki olduğu görülmektedir